4 Mart 2010 Perşembe

DENİZE KARŞI

Adam oturmuş denize karşı
Elinde oltası yıldız tutar
Çeker çıkarır bir geceden
Çeker çıkarır tadına bakar
Ardında ışık içinde çarşı

Bir kız geçer arkadaki yoldan
Bir eda bir çalım akça pakça
ağzı yüzü bir delice türkü
Vurur kokusu uzaklaştıkça
Öyle bir dişi ki beter gerçekten

Dalmış gitmiş işine beriki
Vız gelir çarsı türkü vız gelir
Çocuksu bir bakış gözlerinde
Bir başına rıhtımda oturur
Ne geçer içinden bilinmez ki.

Sabahattin Kudret AKSAL
Hatıra

Geçsin günler, haftalar,
Aylar, mevsimler, yıllar...
Zaman, sanki bir rüzgar
Ve bir su gibi aksın...
Sen gözlerimde bir renk,
Kulaklarımda bir ses
Ve içimde bir nefes
Olarak kalacaksın…


Enis Behiç Koryürek
Bilemiyorum

Bilemiyorum yillardir neredeyim?
Hergün yedigim ekmek, susayip içtigim su,
Kolundan tutup gitmek istedigim kadin,
Yaşamak kaygisi, gök hasreti, ölüm korkusu,
Ve Rabbim senin adin!
Yillar var ki içindeyim hayatin.
Aniyorum gençligimi, özlüyorum çocuklugumu,
Fakat bilemiyorum yarini.

Bilemiyorum Rabbim, maksadini, kararini.
Hepimiz işte dünyadayiz,
Yataktaki hastamiz, topraktaki ölümüz;
Neyiz, ne olacagiz?
Birşey bilmiyorum... Nefes almaktayim yalniz.
Rabbim! beni yaratmişsin,
Insan şeklinde görünüyorum,
Terlerim yazin, üşürüm kişin,
Düşünüyorum, düşünüyorum...

Ziya Osman SABA 1940

1 Mart 2010 Pazartesi

Adın Senin

Saçlarına can veren yıldızlar nerde gülüm
Hangi ferman dokundu bakışlarına senin
Belki sahrada değil, şimdi göklerde gülüm
Taşıyor bulutları gözlerinde, nazenin

Senin her kirpiğinde bir dervişin ahı var
Muhteris aynaların eskidiği yerdesin
Yüzünde en çaresiz devlerin günahı var
Zamanı sonsuzluğa bağlayan mahşerdesin

Divan-ı harbe giden yiğitlerin ardında
Kanayan kitaplara gül götüren yağmurum
Hüznü bir tabut gibi buluyorum derdinde
Senin toprağın için çırpınıp ağlıyorum

Memnu bir zerrin kadar edalı ve soylusun
Gamzelerinde nazlı kıvılcımlar gizlenir
Bağbozumunda bile yediveren boylusun
Gün olur ki, kalbinde gözlerin filizlenir

Bu sevda dayanılmaz bir ağıttır zülfünde
Rüzgarın her busesi içimde kurşun olur
Yıldız kayar, ay susar geceye güldüğünde
Dağda çiğdem solarken çölde ceylan vurulur

Ben bu yol ayrımında sensiz olsam ne çıkar
Kahra göçen kuşların kanatlarında kaldın
Ölümün gözyaşları bir gün hicranı yıkar
Tarihe bir sır gibi düşer senin de adın

Nurullah Genç
Sevda Üstüne

Bütün kitapları yakmalı
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır
Kitaplara göre insan
Karanlıkta yüzüne bin mumluk lamba tutulmuş
Gözleri, yüreği kamaşmış insandır
Aptaldır, hastadır, kahramandır
Bütün kitapları yakmalı
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır
İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe
Yürek mi derler
Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar
Bir tek meyve veren dalı keserler
İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı
Esti mi rüzgar bir değil milyonlar için esmeli
Bir tek meyve veren dalı kesmeli
İnsan dediğin derya misali
Üstünde milyonlarca dalga
İçinde kıyametler kopmalı
İnsan dediğin derya misali
Uçsuz bucaksız olmalı.
Gel çıkalım sevgilim gel
Gel kurtulalım birler hanesinden
Çekelim gidelim bir uçtan uca
Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar
Sevelim sevelim sevelim
Sevebileceğimiz kadar

Bedri Rahmi Eyüboğlu
Karadut

Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın ağulum
Günahımsın, vebalimsin.
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın.

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU
Parıltı

Ateş gibi bir nehr akıyordu
Ruhumla o ruhun arasından,
Bahsetti derinden ona halim
Aşkın bu unulmaz yarasından.

Vurdukça bu nehrin ona aksi
Kaçtım o bakıştan,o dudaktan
Baktım ona sessizce uzaktan
Vurdukça bu aşkın ona aksi...

Ahmet Haşim
HATIRLAMA

Sen akşamlar kadar büyülü, sıcak,
Rüyalarım kadar sade, güzeldin,
Başbaşa uzandık günlerce ıslak
Çimenlerine yaz bahçelerinin.
Ömrün gecesinde sükun, aydınlık
Boşanan bir seldi avuçlarından,
Bir masal meyvası gibi paylaştık
Mehtabı kırılmış dal uçlarından.

Ahmet Hamdi Tanpınar
Büyük Olsun

Ben büyük şarkıları severim; büyük olsun.
Deniz gibi, gökyüzü gibi herşey ve mahzun.
Seviyorsam seni aşk ölümsüzdür gönlümce,
Aşıksam kadınım değil tanrıçasın, ece.
Denizler yolculuğa çağırır durur da beni
Gitmem düşünerek geri döneceğim günü.
Ben büyük rüzgarları severim; büyük olsun
Aşkım da, özlemim de hepsi, herşey ve mahzun.
İnsan bir yanınca Kerem misali yanmalı.
Uykudan bile mahşer gününde uyanmalı.

Ahmet Muhip Dranas

20 Şubat 2010 Cumartesi

Sevgiliden Mektup
Gözlerimden yüreğine bir ateş düşmemiş olsun
Rüzgar getirmemiş olsun sana saçlarımın kokusunu
Fatih'te yoksul bir gramafonu bulmak için
Saatlerce yürümemiş ol sağanakta.

Benden sana aşk gelmez korkma,
Yanımdayken artık, ellerini koyacak bir yer bulmuş ol.
Dalgalar eşlik etmemiş olsun türkülerine
Ve benden bahsediyor diye en kötü şarkılara tahammül etmemiş ol.

Bir sigara karşılığı bütün dertlerini dinlememiş olsun garip ahmet,
Hiç tanımadığın halde beni özlediğini ona söylememiş ol.
Bilirim soluğu alırsın hergün körler şehrinde
Topkapı,ayasofya,sultan ahmet bir de haydarpaşa...
Gözlerimin kazasını İstanbul'la yapmamış ol.
Velhasıl sen bu şiiri yazmamış ol..

Gazanfer Mirza YİĞİT

18 Şubat 2010 Perşembe

Üç Dil

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
En azından üç dil
Birisi ana dilin
Elin ayağın kadar senin
Ana sütü gibi tatlı
Ana sütü gibi bedava
Nenniler, masallar, küfürler de caba
Ötekiler yedi kat yabancı
Her kelime arslan ağzında
Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla
Kök sökercesine söküp çıkartacaksın
Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
Her kelimede bir kat daha artacaksın

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Canımın içi demesini
Kırmızı gülün alı var demesini
Nerden ince ise ordan kopsun demesini
Atın ölümü arpadan olsun demesini
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
İnsanın insanı sömürmesi
Rezilliğin dik alası demesini
Ne demesi be
Gümbür gümbür gümbür demesini becereceksin

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil
Çünkü sen ne tarih ne coğrafya
Ne şu ne busun
Oğlum Mernus
Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun.


Bedri Rahmi Eyüboğlu

15 Şubat 2010 Pazartesi

Sevda Yokluğunda
Ne süt mısında tat var bugün
Ne de mısırcı İzzet Efendi'nin suratında
Kendisi var kokusu yok kestanenin
Haydarpaşa garında...
Bunda bir iş var
Vallahi de var billahi de var...

Gazanfer Mirza Yiğit

19 Aralık 2009 Cumartesi

EŞDEĞERİYLE YAN

Eşdeğeriyle yan yana yürürken
Cehennem sokağında birey olmak,
Ve en inceldikten sonra
ilkel sözcüklerle konuşmak seninle.

Saat beş nalburları pencerelerden
Madenî paralar gösteriyorlar,
Yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık,
Bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.


Hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Cemal Süreyya
SENDEN UTANIYORUM


Senden utanıyorum deniz kenarı
Hep böyle işsiz olduğum
Böyle parasız kaldığım zamanlar mı
Ziyaretine geleceğim?
Bak yarın memuriyete başlıyorum
Öbürgün evleneceğim galiba
Artık seni bizim evde beklerim
Deniz kenarı.

Melih Cevdet Anday

13 Aralık 2009 Pazar

BİR ACIYA KİRACI

Sen ey kendiyle yetinen!
Fosforun yeri gece,
Ne yapar gecesiz ateşböceği?
Belki anlamsız ve delice
Kumrunun inanılmaz yuvası
Bir direğin tepesinde.
Ama boşluktur biraz da
bir kuşu biçimleyen,
Bence böyle, seni bilemem.

Sen ey kendiyle yetinen!
Ne derlerse desinler
Su eğimine gidecek.
Sen şaraba banılmış ekmek!
Deltasıyız bütün sözlerin
ve söz sonunda bak nasıl
senle bana gelecek.

Sen yarım kalmış bir aşkın
Kaçınılmaz sürgünü,
Katlanan göğsündeki kayaya,
Sen orda şimdi bir hüznü köpürt,
Ben bir çocuğa su vereyim burada,
Ben ki kiracıyım bir acıya.

Sen imzalarsın sabah akşam
Defterini bensizliğin,
Bense kanla öderim
Kirasını kaldığım evin.
Bir takvimi tersten açardık,
Eğer isteseydin.

Sen ey kendiyle yetinen!
Artık suyumuz bulanık,
bir güneş bile olsa sonunda,
yolumuz kırık, önümüz karanlık
ve ağır tuğrası alnımızda
padişah yalnızlığın,
ama yine de umudumuz kalabalık...

Metin Altıok

12 Aralık 2009 Cumartesi

YAŞIYOR MUSUN?

Takmaya çalışırken kuyruğunu
Birlikte yaptığımız şeytan uçurtmasının
Görürdüm çırpınırdı ufacık kalbin.
Hatırımdan bile geçmezdi
Sana duyduklarımı söylemek.
Acaba hala yaşıyor musun?

Orhan Veli Kanık
MÜSEDDES

Sanemâ sencileyin dilber-i rânâ bulamam
Bağ-ı hüsnün gibi bir özge temaşa bulamam
Razımı açmağa gönlüm gibi şeydâ bulamam
Sana derdim demesem gerçi tesellâ bulamam
Arz-ı hâl etmeğe cânâ seni tenha bulamam
Seni tenha bulacak kendimi aslâ bulamam

Ah edersem açarım râzımıârım kalmaz
Veriben hak-i teni bâda gubârım kalmaz
Alka rusvây olurum ırz ü vakârım kalmaz
Kûyuna azm ederim sabr ü karârım kalmaz
Arz-ı hâl etmeğe câna seni tenha bulamam
Seni tenhâ bulacak kendimi aslâ bulamam

Sûz ile nâme yazarsam sana alem tutuşur
Kül olur hâme vü kâğıd dil-i pür-gam tutuşur
Söylesem ger sözümün sûzu ilefem tutuşur
Nice fem belki sözüm işiten âdem tutuşur
Arz-ı hâl etmeğe cânâ seni tenha bulamam
Seni tenha bulacak kendimi aslâ bulamam

Seni ağyâr ile gördükte gelir kalbe melâl
Hayretinden olur ol demde dil-i nâtıka lâl
Gün gibi yalınız eylersen eğer arz-ı cemâl
Başlasam hâlimi takrîre gider nutka mecâl
Arz-ı hâl etmeğe cânâ seni tenha bulamam
Seni tenha bulacak kendimi aslâ bulamam

Hâl- dil mihnet-i aşk ile diğergûn olalı
Hâtırım gussa-i hicrân ile mahzûn olalı
Hasret-i la’l-i lebinle ciğerim hûn olalı
Leyl-i zülfüne Ulvî gibi Mecnûn olalı
Arz-ı hâl etmeğe cânâ seni tenha bulamam
Seni tenha bulacak kendimi aslâ bulamam

Ulvi

9 Aralık 2009 Çarşamba

Meydan Gümbür Gümbürlenir

Mert dayanir nâmert kaçar
Meydan gümbür gümbürlenir
Şahlar şahi divan açar
Divan gümbür gümbürlenir

Yigit kendini övende
Oklar menzili dövende
Kiliç kalkana degende
Kalkan gümbürlenir

Ok atilir kalasindan
Hak saklasin belâsindan
Köroglu'nun nârasindan
Daglar gümbür gümbürlenir.

Köroğlu

6 Aralık 2009 Pazar

AYDINLIK NEYİN OLUYOR SENİN

aydınlık neyin oluyor senin
gökyüzü akraban filan mı
beni bulur bulmaz gözlerin
şimşek çakıyorum yalan mı
yüzünde yalazını gezdirdiğin
saçlarından tutuşmuş orman mı
akla ziyan bir şey elektriğin

ayışığı mavisi dudaklarından mı
o ışık zenginliği mi giyindiğin
uzay tozları mı yıldızlardan mı
elime dokunduğu an elin
güneşler açıyorum sahi ondan mı
aydınlık neyin oluyor senin

Attila İlhan

3 Aralık 2009 Perşembe

GÜZELLİK

Hastalık, sevgisizlik, öksüzlük...
Neler geçirdim ben!
Çıkabilseydi bir, "güzel" diyecek
Güzelleşirdim ben!

Arif Nihat Asya